Cafe IK

18. ULUSAL İNSAN YÖNETİMİ KONGRESİ

Derya Gönüllü tarafından 12-10-2010 tarihinde (Seminer/Konferans) kategorileri altında yazılmıştır.

Etiketler :

 Yeni bir Peryön İK Kongresi zamanı daha geldi, bu kongrede İK dünyasından birçok kişiyi bir arada görme şansınız bulunuyor. Her sene olduğu gibi bu sene de katılıyor olacağız biz de şirket olarak 11-13 Ekim tarihlerinde…

Şahsım adına katılmakta ki en büyük önceliğim diğer şirket İK uygulamalarını tanımak, bunların bizde nasıl uygulanabileceğini keşfetmek.. Aynı zamanda gerçek anlamda İK uygulamasını yapan şirketleri öğrenmek ve bu bahsi geçen Batı’nın meşhur İK uygulamalarına ne kadar yaklaştığımıızı anlamak.. Ancak ne yazıkki bazı oturumlar ya gerçekten çok uzak, ya da çok az detay, uygulamadan çok kişinin kendisinden bahsetmesi ile geçiyor..

Konuşmacıların  tabi ki  şirket çıkarlarını zedelemeden bilgi paylaşımı konusunda daha cömert davranacakları bir kongre diliyorum hepimiz için, aksi takdirde her geçen sene katılımın azalacağını, ya da sadece network amaçlı gelen kişilerden ibaret bir kongre haline geleceği endişesini taşımaktayım…

Herkese fayda sağlayacak bir kongre olmasını diliyorum…

Başvuru yapmak isteyen adaydan ücret alma

Derya Gönüllü tarafından 14-09-2010 tarihinde (Seçme Yerleştirme, Türk, İş Kanunu, Şirketler) kategorileri altında yazılmıştır.

Etiketler : , ,

Secretcv’de Pegasusun secretcv’de çıkmış olduğu ilana istinaden bu yazıyı yazıyorum; enteresan bir ilan.

Pozisyonun adı: İnsan Kaynakları Bütçe ve Raporlama Uzmanı

İlan tarafından 3 Eylül 2010 tarihinde çıkmış, işin tanımında yer alan ibare;

Havacılık sektörünün önde gelen kuruluşlarından biri olan şirketimizin İnsan Kaynakları Direktörlüğü’ne bağlı olarak Halkalı’daki Genel Müdürlüğümüzde “İnsan Kaynakları Bütçe ve Raporlama Uzmanı” olarak görevlendirilecek takım arkadaşı arıyoruz.
* Şirketin yıllık hedefleri doğrultusunda İnsan Kaynakları Bütçesini hazırlamak ve aylık takibini yapmak.
* Şirket içi gereksinimler doğrultusunda gerekli İnsan kaynakları raporlarını hazırlamak.
* Şirket içi gereksinimler doğrultusunda İnsan Kaynakları maliyet, gelir-gider analizlerini yapmak ve
raporlamak.

Aranan Özellikler olarak belirtilen maddeler ise;

* Endüstri Mühendisliği mezunu
* Çok iyi derecede Excel kullanabilen
* Bütçe ve Raporlama alanında en az 1 yıl deneyimli
* Sayılarla çalışmayı seven ve farklı verileri bir araya getirerek anlamlı sonuca varabilen
* Sorgulayıcı ve iyileştirici bakış açısına sahip
* Hızlı ve sonuç odaklı çalışan
Buraya kadar herşey alışılagelmiş ancak bundan sonrasında “Başvur” butonuna bastığınızda işte ozaman başvuru yapmaya çalışan arkadaşım gibi birçok aday  da eminim çok şaşırmıştır. Bu başvuru ücretlidir gibilerinden bir uyarı çıkıyor. Başvuru ücreti olarak da 15 TL alınıyor. Açıkçası arkadaşım screen shotlarını alıp bana gönderdiğinde ben de bu duruma oldukça şaşırdım, alışılagelmiş bir uygulama kesinlikle değil ama beni asıl ilgilendiren konu ise yasal dayanağı var mıdır? Ben böyle bir uygulamanın yasal olup olmadığını işin ehli diyebileceğim birkaç kişiye danıştım, onların bana bildirdiği “muhtemelen olmadığı” şeklinde ama yine de konu ile ilgili kesin bir bilginiz varsa lütfen bizleri bilgilendirin.

Yaz döneminde stajyerlik

Derya Gönüllü tarafından 14-09-2010 tarihinde (Diğer, Örgütsel Gelişim) kategorileri altında yazılmıştır.

Bir yaz daha geldi ve geçiyor ve şirketlerin çoğu üniversite öğrencilerine stajyerlik konusunda destek oluyorlar, stajyerler de yıllık izinlerin arttığı bu dönemde çalışanlara yardımcı oluyorlar. Bence staj dönemini doğru kullanmak çok önemli. Açıkçası ben üniversite yıllarında stajyerlik yaparken ne yapıp ne yapmamam gerektiğine karar vermiştim. O yüzden de stajın öğrenciler için önemli olduğuna inanıyorum. Eminim birçok öğrenci işte bu şekilde iş hayatına hazırlanıyor, malesef Türkiye standartlarında verilen eğitim hayatı çok teorik, Avrupada olduğu gibi değil, sanayi-üniversite iş birliği yok denecek kadar az, bu nedenle de öğrenci sadece iş hayatını 1 ay yaptığı yaz stajlarında tanıma fırsatı yakalıyor. Durum böyle olunca da İnsan Kaynakları görevlilerine ve öğrencilerin staj yaptığı bölümlerin yetkililerine aslında çok ciddi görevler düşüyor. Mesela bu haziran ayında Assan Alüminyum’da staj yapan bir arkadaşımız, metalurji mühendisliği okumasına rağmen kesinlikle üretimde yer almak istemediğine karar vermiş, düşüncesini benimle paylaştı, gerçekten haklıydı benim de gözlemlerime göre üretimde çalışabilecek bir profil değildi. Bu arkdaşımız belki okuduğu bölümün kendisine uygun olmadığını farketti ama mecburen artık devam ediyor, mezun olmak zorunda hissediyor kendini, ancak en azından bir ikinci hata yapmayacak hayatında, ve iş hayatına yaptığı stajlar sayesinde daha bilinçli, ne istediğinden emin bir şekilde başlayacak. İşte stajın ne kadar önem arz ettiğinin bilinciyle eğer hareket edersek öğrencilerin verimli staj süreci yaşamasına ve geleceklerinin doğru bir şekilde şekillenmesine destek olabiliriz.

Staj dönemi hem öğrenci hem de işveren tarafında bu kadar önemli iken, stajları yapılandırmak ve tasarlamak gerekiyor, stajyerlere zamanlarını doldurmaları için ıvır zıvır işleri yaptırmak bence çok doğru değil, daha yapılandırılmış bir staj dönemi tasarlamak gerekiyor bu da öncelikle İK yetkililerinin elinde..

2010 yaz ayında edindiğim kaynaklara göre stajyer alan şirketler ve sayıları:

Assan Alüminyum: 100 kişi
Alcatel-Lucent: 75 kişi
Finansbank:600
Türk Henkel: 93
Opet: 80
P&G Türkiye: 100 kişi

İşyerinde etik kurallara uymamak

Derya Gönüllü tarafından 14-09-2010 tarihinde (Diğer) kategorileri altında yazılmıştır.

Etiketler : ,

Bu yazımda aslında bir arkadaşımın yaşadığı  bir olayi anlatmak istiyorum: aslında arkadaşım şehirdışında çalışıyor ancak kendisine bağlı ofislerden biri de İstanbul’da yer alıyor. Geçen hafta sonu aniden İstanbul`a gelmeye karar verdi, yasanan sorun kendisine bagli ofiste calisanlardan birinin gorevi kotuye kullanarak bazi urunlerin ortadan yok olmasi ile ilgiliydi… Arkadasim kimin yaptigini kanitlamak icin buraya geldi ancak ne yazikki video kayitlarindan hatali kisinin kim oldugunu bulamadi. Benim kendisine onerim herseyi yazili yapmasi sozlu olarak yapilan uyarilarin ileride kendisine sorun olabilecegini belirttim. Ne yazikki arkadasim yapan kisi eger bu hatayi bir kez daha yaparsa ve kimin yaptigi yine ortaya cikmazsa herkes isinden olacak.Ne kadar kotu degil mi malesef hayatta da hep boyle olmuyor mu birilerinin yaptigi hatayi takim olarak herkes odemek zorunda,dogrusu da bu zaten, bu nedenle benim bu sirketteki calisanlara tavsiyem catlak sesi biran once tespit etmeleri olabilir. Ofiste bu tarz ahlaki degerlerden uzak davranislar isten cikarma nedeni olmasi cok dogaldir, bu tarz davranislar cezalandirilmalidir. Ancak beni asil dusunduren kisilerin bu kadar caresiz olmasi, acikcasi bu olay sonrasinda merak ettigim unsur su oldu; acaba bu tarz olaylar sirketlerde ne kadar siklikta yasaniyor ve cozum olarak IKcilar nasil bir yol izliyorlar?

İş Değerleme Sisteminin Kurulumunda İK’ya düşen görevler

Derya Gönüllü tarafından 25-07-2010 tarihinde (Türk, Örgütsel Gelişim, Ücret) kategorileri altında yazılmıştır.

Etiketler : , ,

Kibar Holding yıllar öncesinde bir iş değerleme projesi gerçekleştirmiş ancak tabi ki değişen koşullara uyum sağlamak adına güncellemeleri yapabilmek için iş değerleme projesi yeniden gerçekleşti. Üst yönetimin bu projeyi desteklemesi en önemli koşul, bu şekilde ancak herkeswe sirayet edebilecek bir destek sağlanabilir…Gerçekten uzun soluklu özellikle de eğer holding çatısı altında farklı yapıda şirketler topluluğuna uygulanacak ise, şirketleri önce çok iyi tanımayı gerektiriyor. Holding olarak farklı şirketlerden teklif alındıktan sonra bu sürece HAY Group ile devam edilmesi gerektiğine karar verildi. Hay Danışmanları öncelikle şirketlerin cirolarını, ihracat oranlarını, organizasyon yapıları vs.. birçok bilgiyi içeren raporlar istediler bizlerden, daha sonrasında şirketlerin Hay genelde ve grup genelinde büyüklükleri ortaya çıktı. Bu değerlendirmeler yapılırken genel müdürler ile görüşmeler devam etti ve sonunda bir şekilde şirket büyüklükleri belirlendikten sonra sıra pozisyonları belirlemeye geldi.

İşte bence en kritik noktalardan biri de burada başlıyor, kişileri telaşa düşüren “Acaba bana ne olacak ?” sorusunu akıllara getiren bir süreç… Önemli olan şirket çalışanlarına bu konuda onlara aslında birşey olmayacağı, projenin kişilerin büyüklükleri ile değil masanın büyüklüğü ile ilgilendiğini çok iyi aktarmak şart. İş ailesi bazında yöneticiler ile iş değerlemelerine başlanıldığında şirket içi bu gerginliği ortadan kaldırmak, insanları sakinleştirmek ve proje ile ilgili bilgiler sorulduğunda onları konu ile ilgili aydınlatmak, dönem dönem tüm çalışanları bir araya toplayıp neredeyiz nereye gidiyoruz proje detaylarını aktarmak tamamen İK’nın sorumluluğunda.. Eğer kapalı kapılar arkasında proje devam ederse bu sefer güven sarsılıyor, özellikle de döneminde aidiyet duygusunun çalışanlarda dibe vurduğu kriz döneminde projeye başlamayı düşünüyorsanız İK’nın çok daha fazla dikkatli olması şart!! Yazının devamını okumak için tıklayın »

Türkiye’nin en beğenilen şirketleri

Derya Gönüllü tarafından 02-04-2010 tarihinde (Anketler, Türk, Şirketler) kategorileri altında yazılmıştır.

Etiketler : , , ,

Capital’in 2009 Aralık sayısında açıkladığı ”Türkiye’nin En Beğenilen Şirketleri” araştırması sonucunda dereceye giren şirketlere ödülleri, The Ritz-Carlton Otel’indeki törenle verildi.Bu yıl 10′uncusu düzenlenen ve 618 şirketten bin 347 orta ve üst düzey yöneticinin yanıtladığı anket sorularına dayanılarak belirlenen ödüllerde, Türkiye’nin en beğenilen şirketi Turkcell olurken, ikinci sırada Arçelik yer aldı. Üçüncülüğü ise Garanti Bankası ve Koç Holding paylaştı.
Turkcell adına birincilik ödülünü Genel Müdür Süreyya Ciliv’in aldığı törende, kendi sektörlerinde en beğenilen 36 şirkete de ödülleri takdim edildi.
Verilen bilgiye göre araştırma, şirketlerin sosyal sorumluluk, çalışan memnuniyeti, müşteri memnuniyeti, itibar gibi kritik konularda profesyonel yöneticiler tarafından nasıl algılandığına ilişkin verileri içeriyor. Araştırmaya katılan yöneticilere göre kaliteli ürün sunan, tasarımcı ve yenilikçi şirketler, itibar liginde ön sıralarda yer alırken, çalışanlarına önem veren, onların gelişimlerine yatırım yapan ve haklarını samimiyetle tanıyan şirketler de yüksek beğeni puanlarına sahip oldular.
Araştırmaya göre Türkiye’nin en beğenilen ilk 20 şirketi şöyle sıralandı:
1- Turkcell
2- Arçelik
3- Garanti Bankası/Koç Holding
4- Coca-Cola Company
5- Sabancı Holding
6- Eczacıbaşı Topluluğu
7- Unilever
8- Ülker
9- Türkiye İş Bankası/Procter&Gamble
10- Doğuş Holding
11- Türk Telekom
12- Vestel
13- Borusan Holding
14- Microsoft
15- Toyota
16- Siemens Sanayi
17- BSH
18- Efes Pilsen
19- Akbank
20- Tüpraş

SEKTÖRLERE GÖRE EN BEĞENİLEN ŞİRKETLERAkaryakıt Dağıtımı ve Madeni Yağlar Sektörü: Shell
Aracı Kurumlar: İş Yatırım
Bankacılık Sektörü: Garanti Bankası
Bilişim Sektörü: Microsoft
Bireysel Emeklilik Sektörü: Garanti Emeklilik
Boya Sektörü: Marshall
Çimento Sektörü: Nuh Çimento
Yazının devamını okumak için tıklayın »

İsviçre’de İnsan Kaynakları

Derya Gönüllü tarafından 23-02-2010 tarihinde (Dünyadan, Röportajlar) kategorileri altında yazılmıştır.

Etiketler : , , , ,

Bir dönem Kibar Holding’te beraber çalışma fırsatı yakaladığım, kendisinden birçok şey öğrendiğim sevgili arkadaşım Müge Eczacıoğlu’una ayırmak istedim bu yazımı.. Zaten çok uzun zaman önce de kendisi söz vermişti, bloguma bir yazı yazmak için..
Müge Eczacıoğlu 1980 doğumlu, Marmara Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu,kariyerine nereden başladı, hayatı daha sonra nasıl şekillendi, şimdilerde İnsan Kaynakları için Avrupa’da ne gibi çalışmalarda bulunuyor? Türkiye’de İK’da çalışmak ile  ve Avrupa’da İK’da çalışmak arasındaki farklar neler?  gibi birçok sorumuza yanıt bulabileceğimizi umduğum yazıyı sizlere iletiyorum: Önceki iş deneyimini anlatabilir misin? Hangi şirketlerde ne gibi süreçlerde görev almıştın? Insan Kaynaklari kariyerime 2002 yilinda universiteden mezun olduktan sonra basladim. Mezun olduktan hemen sonra Kibar Holding Insan Kaynaklari departmaninda yonetici adayi programi kapsaminda ise alindim. 3 yillik Insan Kaynaklari Uzmanligi doneminden sonra 2005 yilinda Almanyada Isletme Yuksek Lisansi yapmak icin kariyerime ara verdim. Yuksek Lisansimi tamamlayip Turkiye’ye dondukten sonra Kibar Holding Insan Kaynaklari Yoneticisi olarak kariyerime devam ettim. 2008 Agustos ayina kadar once Kibar Holding ve bagli sirketlerinde Insan Kaynaklari yoneticiligi gorevimi surdurdum. 2008 Agustos ayinda Kibar Holding’in Turkiye’de ortagi oldugu SICPA sirketinden Insan Kaynaklari Mudurlugu pozisyonu icin teklif aldim, o tarihten bari Isvicre, Lozan’da Insan Kaynaklari kariyerime devam ediyorum.
Insan Kaynaklari alaninda bir cok farkli konuda hem bilgi hem de tecrube edinme sansim oldu. Kibar Holding Insan Kaynaklarinda, bilgi bankasina ozgecmisleri girmekle basladim, ayrildigimda 1000 kisilik iki fabrikanin Insan Kaynaklari yoneticiligini yapiyordum. Sadece surec, teori ve bilgi ile yetinmedim. Her bir alanda bizzat kollarimi sivayarak gorev aldim. Yepyeni bir sirketin sifirdan Insan Kaynaklari yapisini kurmakta da gorev aldim. Mavi yakali calisanlarimizin ailesiyle ilgili problemleri cozmekte de. Egitim butcesini de planladim, egitim de verdim. Ucret yonetimini de ogrendim, uyguladim da. Ise alimlarin planini da yaptim, sehir sehir gezerek 3 ayda 70 kisiyi de ise aldim. Isten cikartmalarda da, is kazalarinda da uykusuz geceler yasadim. Kisacasi ben insan kaynaklarinda 3 yil deneyimim var demiyorum, bizzat yasadim diyorum.
Kibar Holding anlattığın kadarıyla, benim de tanık olduğum kadarıyla İnsan Kaynaklarının her türlü sürecinde gerçek anlamda ön planda rol almanı sağladı, peki herşey bu kadar iyi giderken bu kadar genç yaşta başarılı bir iş kadını olmuşken yurtdışı imkanı nasıl çıktı ve ne zaman gittin? Agustos 2008 yilinda, merkezi Isvicrede bulunan SICPA firmasi tarafindan Insan Kaynaklari Mudurlugu pozisyonu icin teklif geldi. Bu pozisyon, sadece Turkıye degil ayni zamanda tum dunyada bulunan ofislerin Insan Kaynaklari yapisindan sorumlu olmayi iceriyordu. Son 1.5 yildir, toplam 6 ulkede sifirdan Insan Kaynaklari organizasyonlari kurdum.

Yine Kibar Holding’te olduğu gibi birşeyleri kurma görevi, gerçekten tam sana uygun :) Şuan görev aldığın şirkette sorumlulukların nelerdir?
Son 1.5 yildir, toplam 6 ulkede sifirdan Insan Kaynaklari organizasyonlari kurdum. Bu yapi, sirkete alinacak kisilerin profillerini belirlemekten baslayarak, organizasyondaki elemanlarin ise alinmasi, ucret yapisinin kurulmasi, is tanimlarinin yapilmasi, egitim ve gelisim planlarinin oturtulmasi, bordro uygulamalarinin outsource edilmesi ve en onemlisi calisanlara SICPA kulturunun asilanmasina kadar genis bir yelpazeyi iceriyor.
Yurtdışı ve Türkiyede sence çalışma olanaklarında farklar neler?
Yurtdisinda calismanin Turkiyede calismaktan en buyuk farki, isten ciktiktan sonra trafige kalmamak. Turkiyede dunya standartlarinda Insan Kaynaklari uygulamalari oldugunu bilen ve uygulama sansini elde eden insanlardan biriyim. Bu nedenle, mevcut isimde de bunun avantajlarını gormekteyim. Yurtdisinda calistiginizda is hayatindan cok, ozel hayatiniz degisiyor, kendinize daha cok vakit ayirabiliyorsunuz, stresten daha uzak yasiyorsunuz ve bununla birlikte is hayatinizda daha az yoruluyorsunuz. Benim kendi deneyimimde yasadigim en buyuk farklilik, yogun seyahat programim oldu. İsvicre’de  ve Türkiye’de İK politikalarında farklar var mı?
Elbette. Isvicrede, sasirtici olmakla beraber is kanunu Turkiye’dekinden daha esnek. Insana verilen deger cok yuksek, gorevler arasindaki ucret farklari %15 civarinda, bu da Turkiyedeki uzman yonetici farkinin cok cok altinda. Isvicrede yas ortalamasi yuksek, emeklilik yasi 65, kisiler emekliligine cok onem veriyor ve bireysel emeklilik kavrami burda cok gelismis durumda.
Tanık olduğun ve seni etkileyen en güzel İK uygulaması hangisiydi?

Su ana kadar en cok etkilendigim durum, yurtdisindan benim gibi transfer olan veya baska bir ulkeden SICPA da calismaya gelmek icin tasinan kisilere saglanan yan faydalar oldu. Benim transferimde, her ay Istanbula bir gidis donus bileti sagladilar. Bunun yanisira dil kursu, gorev ayrimi yapilmadan tum calisanlara ilk 6 ayda kalicak yer ayarlanmasi gibi bir kac daha benim cok hosuma giden uygulamalar var.
Türkiye’deki İnsan kaynakları uygulamaları ile Avrupa’daki uygulamalar kıyaslandığında nerede yer alıyoruz?
Turkiye’de IK yi maalesef hangi sirketlerde ogrendigine gore bu sorunun cevabi degisir diye dusunuyorum. Benim tecrubemde IK Avrupa standartlarinda derdim. Baska bir sirkette olsaydim, belki cok gerisinde derdim, ve eminim Avrupanin cok ilerisinde diyecegim bazi sirketler de biliyorum.
Müge Eczacıoğlu’na  değerli tecrübelerini bizimle paylaştığı için teşekkürler…  Evet kendisi özetlemek gerekirse aslında gerçekten çok önemli birkaç noktaya bir kez daha dikkatleri çekti, dengesiz ücret dağılımı, özel hayat- iş hayatı dengesizliği, kişisel gelişimin önemi, İsviçrede insana verilen değerin Türkiye’deki ile kıyaslandığında çok daha üstün olduğu…
Zaten bu nedenlerden ötürü de beyin göçü diye tabir ettiğimiz birçok yetenek yurtdışına gitmiyor mu? Artık insanlar işyerinde değer görmeyi, adil yöneticilerle çalışmayı, şeffaf yapıların olduğu yerleri tercih ediyor, ne yazıkki bunu Türkiye’de sağlayabilen şirket sayısı oldukça az…
Fırsat bulunduğu sürece Müge Eczacıoğlu gibi herkes yurtdışı fırsatlarını değerlendirmeli diye düşünüyorum, ama umarım bu değerli kişiler bir gün ülkelerine dönüp, burada yapılması gereken iyileştirmeleri yaparlar ve yönetimin sadece hiyerarşik yapılarda mümkün olduğuna  inanan kitlelerin koltuklarını sallarlar…

Boehringer Ingelheim & IIP Bronz Madalya

Derya Gönüllü tarafından 30-12-2009 tarihinde (Dünya, Türk, Şirketler) kategorileri altında yazılmıştır.

Etiketler : , ,

Boehringer Ingelheim IIP (Investors in People) bronz madalya değerlendirme sürecine girdiğini bir basin açiklamasinda duyurdu. Şirket tarafindan yapilan duyuru aşağida yer almaktadir:
En buyuk yatirim alani olarak çalışanlarini goren Boehringer Ingelheim uluslararasi ilk ve tek İK standardi görülen IIP bronz madalya değerlendirme sürecine girdi. Türkiye’de ilk defa bir şirket bronz madalya değerlendirme sürecinde..
IIP nedir? Bir organizasyonun performansinin o şirketin insan kaynagi yoluyla iyilestirilmesini yöntem olarak benimseyen ve ilk ve tek İnsan Kaynaklari kalite standardi olan IIP (insana yatirim yapan şirket), şirketlerin insan kaynaklari ve is stratejilerini degerlendirerek, insan kaynaklarina yaptigi yatirimin geri donusumunu ölçümlemektedir. Uluslararasi kalite standardi olarak 26 ulkede kullanilan bu standarta sahip olan şirketler, çalışanlar tarafindan tercih edilen şirketler arasinda yer aliyor. Yazının devamını okumak için tıklayın »

Acaba Çalışanlarımız sadece sabrediyor olabilir mi?

Derya Gönüllü tarafından 02-12-2009 tarihinde (Anketler, İşten çıkartma) kategorileri altında yazılmıştır.

Etiketler : , , , ,

BusinessWeek’te 8 kasımda yayınlanan yazıya göre kriz ile beraber çalışanlar ne pahasına olursa olsun işlerine dört elle sarıldılar. ABD İşgücü İstatistikleri Bürosu (BLS) verilerine göre işçi tarfından sözleşmelerin feshedilme oranı ağustos ayında sadece 1,3, yazıya göre bu oran BLS’nin 2000 yılında bulmuş olduğu oranın yarısı kadar.

Ama aslında bu sadakat gerçek bir sadaket değil, siz de tahmin edersiniz ki çalışanlar bu kriz döneminde işlerine sahip çıkabilemek için dört elle işlerine sarılmış gibi görünüyorlar. Ama işin aslına bakıldığına aslında iş arama oranları oldukça artmış, nasıl mı? Watson Wyatt’ın yapmış olduğu bir ankete göre “üst düzey çalışanlarda sadakat oranı, işten ayrılmayanların maaşlarındaki kesintiler ya da şirketleri tarafından işten çıkarılmaları gibi benzeri nedenlerden ötürü %25 düştüğü belirtildi. “İşverenler işgücü piyasasının yükselişe geçmesiyle birlikte pek de sadık olmayan bu çalışalarının hemen ayrıcalığından endişe ediyor” şeklinde araştırma sonuçları bulunuyor. Ben bu araştırma sonucuna kesinlikle katılıyorum, benim çevremde de okadar çok insan buara sadece sabretmeye çalışıyor ki… Belki de işverenler bazı önlemler alırken, çalışan memnuniyetini yoksaydılar, bazı kurumlar gerçekten varlığını sürdürebilmek için bunu yaptı, bazıları ise krizi fırsata çevirebilmek için bunu yaptılar. İşte bu krizi fırsata çevirmeye çalışanlar belli ki uzun vadede yetişmiş,yetenekli tüm çalışanlarını kaybedecekler. Bakalım biz İnsan kaynakları çalışanları bu durumu nasıl düzeltebileceğiz?

17. Ulusal İnsan Yönetimi Kongresi

Derya Gönüllü tarafından 16-11-2009 tarihinde (Diğer, Seminer/Konferans) kategorileri altında yazılmıştır.

Etiketler : , ,

9-11 Kasım tarihleri arasında gerçekleşen 17. Ulusal İnsan Yönetimi Kongresine katılma şansını  yakalayanlardan biriydim. Geçen hafta gerçekleşen kongre hakikaten bence krize rağmen çok çoşkuluydu. Kongrenin bu seneki ana teması Bumerang etkisi idi. Kongre PERYÖN Başkanı Yiğit Oğuz Duman’ın çok etkileyici sunumu ile başladı, Yiğit Bey 2008′den günümüze kadar globalde ve Türkiye’de olan olayları hafızalarımıza çarpıcı bir şekilde bir kez daha getirdi. Aynı zamanda Bumerang etkisi ile neler olduğunu ve gelecekte bizi nelerin beklediğini bir kez daha vurguladı. (ki buna çok katılan bir insanımdır, kimseyi küçük görmemek gerekir ahenk ancak herkesin kendisine ve işine verdiği önem ile sağlanabilir)Daha sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Ömer Dinçer’in konuşması ile sunumlar devam etti.

Bence krize rağmen çok başarılı ve hedefine ulaşan bir kongre oldu. Yiğit Bey’in bilgilendirmesine göre kongreye bu sene 350′yi aşkın şirket ve günde yaklaşık 1500 ziyaretçi kongreye katılımda bulunmuş. Bence rakamlar oldukça iyi…Geçen sene kongreye katılamamıştım ancak edindiğim bilgiye göre geçen seneki kongrede krizin etkileri hissediliyordu, tabi herkes birden bire krizle karşı karşıya gelmişti ve ister istemez savunmasız yakalanmıştı, ancak bu sene kriz devam etmesine rağmen sanırsam artık bizler bu gerçek ile yaşamayı öğrendik ve hayatın krize rağmen devam ettiğini kanıksadık.

Kongreye katıldığım için kendimi hakikaten çok şanslı hissediyorum ve alanlarında uzman kişilerin değerli görüşlerini dinlemenin çok şey kattığını düşünüyorum. Konuşmacılarla biz misafirleri bir araya getiren ve kongrede katkısı olan herkese kendi adıma teşekkürü bir borç bilirim. Gelecek sene yine farklı temaları içerecek kongrede buluşmak üzere…