Cafe IK » Röportajlar

İsviçre’de İnsan Kaynakları

Derya Gönüllü tarafından 23-02-2010 tarihinde (Dünyadan, Röportajlar) kategorilerinde yayınlanmıştır.

Etiketler : , , , ,

Bir dönem Kibar Holding’te beraber çalışma fırsatı yakaladığım, kendisinden birçok şey öğrendiğim sevgili arkadaşım Müge Eczacıoğlu’una ayırmak istedim bu yazımı.. Zaten çok uzun zaman önce de kendisi söz vermişti, bloguma bir yazı yazmak için..
Müge Eczacıoğlu 1980 doğumlu, Marmara Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu,kariyerine nereden başladı, hayatı daha sonra nasıl şekillendi, şimdilerde İnsan Kaynakları için Avrupa’da ne gibi çalışmalarda bulunuyor? Türkiye’de İK’da çalışmak ile  ve Avrupa’da İK’da çalışmak arasındaki farklar neler?  gibi birçok sorumuza yanıt bulabileceğimizi umduğum yazıyı sizlere iletiyorum: Önceki iş deneyimini anlatabilir misin? Hangi şirketlerde ne gibi süreçlerde görev almıştın? Insan Kaynaklari kariyerime 2002 yilinda universiteden mezun olduktan sonra basladim. Mezun olduktan hemen sonra Kibar Holding Insan Kaynaklari departmaninda yonetici adayi programi kapsaminda ise alindim. 3 yillik Insan Kaynaklari Uzmanligi doneminden sonra 2005 yilinda Almanyada Isletme Yuksek Lisansi yapmak icin kariyerime ara verdim. Yuksek Lisansimi tamamlayip Turkiye’ye dondukten sonra Kibar Holding Insan Kaynaklari Yoneticisi olarak kariyerime devam ettim. 2008 Agustos ayina kadar once Kibar Holding ve bagli sirketlerinde Insan Kaynaklari yoneticiligi gorevimi surdurdum. 2008 Agustos ayinda Kibar Holding’in Turkiye’de ortagi oldugu SICPA sirketinden Insan Kaynaklari Mudurlugu pozisyonu icin teklif aldim, o tarihten bari Isvicre, Lozan’da Insan Kaynaklari kariyerime devam ediyorum.
Insan Kaynaklari alaninda bir cok farkli konuda hem bilgi hem de tecrube edinme sansim oldu. Kibar Holding Insan Kaynaklarinda, bilgi bankasina ozgecmisleri girmekle basladim, ayrildigimda 1000 kisilik iki fabrikanin Insan Kaynaklari yoneticiligini yapiyordum. Sadece surec, teori ve bilgi ile yetinmedim. Her bir alanda bizzat kollarimi sivayarak gorev aldim. Yepyeni bir sirketin sifirdan Insan Kaynaklari yapisini kurmakta da gorev aldim. Mavi yakali calisanlarimizin ailesiyle ilgili problemleri cozmekte de. Egitim butcesini de planladim, egitim de verdim. Ucret yonetimini de ogrendim, uyguladim da. Ise alimlarin planini da yaptim, sehir sehir gezerek 3 ayda 70 kisiyi de ise aldim. Isten cikartmalarda da, is kazalarinda da uykusuz geceler yasadim. Kisacasi ben insan kaynaklarinda 3 yil deneyimim var demiyorum, bizzat yasadim diyorum.
Kibar Holding anlattığın kadarıyla, benim de tanık olduğum kadarıyla İnsan Kaynaklarının her türlü sürecinde gerçek anlamda ön planda rol almanı sağladı, peki herşey bu kadar iyi giderken bu kadar genç yaşta başarılı bir iş kadını olmuşken yurtdışı imkanı nasıl çıktı ve ne zaman gittin? Agustos 2008 yilinda, merkezi Isvicrede bulunan SICPA firmasi tarafindan Insan Kaynaklari Mudurlugu pozisyonu icin teklif geldi. Bu pozisyon, sadece Turkıye degil ayni zamanda tum dunyada bulunan ofislerin Insan Kaynaklari yapisindan sorumlu olmayi iceriyordu. Son 1.5 yildir, toplam 6 ulkede sifirdan Insan Kaynaklari organizasyonlari kurdum.

Yine Kibar Holding’te olduğu gibi birşeyleri kurma görevi, gerçekten tam sana uygun :) Şuan görev aldığın şirkette sorumlulukların nelerdir?
Son 1.5 yildir, toplam 6 ulkede sifirdan Insan Kaynaklari organizasyonlari kurdum. Bu yapi, sirkete alinacak kisilerin profillerini belirlemekten baslayarak, organizasyondaki elemanlarin ise alinmasi, ucret yapisinin kurulmasi, is tanimlarinin yapilmasi, egitim ve gelisim planlarinin oturtulmasi, bordro uygulamalarinin outsource edilmesi ve en onemlisi calisanlara SICPA kulturunun asilanmasina kadar genis bir yelpazeyi iceriyor.
Yurtdışı ve Türkiyede sence çalışma olanaklarında farklar neler?
Yurtdisinda calismanin Turkiyede calismaktan en buyuk farki, isten ciktiktan sonra trafige kalmamak. Turkiyede dunya standartlarinda Insan Kaynaklari uygulamalari oldugunu bilen ve uygulama sansini elde eden insanlardan biriyim. Bu nedenle, mevcut isimde de bunun avantajlarını gormekteyim. Yurtdisinda calistiginizda is hayatindan cok, ozel hayatiniz degisiyor, kendinize daha cok vakit ayirabiliyorsunuz, stresten daha uzak yasiyorsunuz ve bununla birlikte is hayatinizda daha az yoruluyorsunuz. Benim kendi deneyimimde yasadigim en buyuk farklilik, yogun seyahat programim oldu. İsvicre’de  ve Türkiye’de İK politikalarında farklar var mı?
Elbette. Isvicrede, sasirtici olmakla beraber is kanunu Turkiye’dekinden daha esnek. Insana verilen deger cok yuksek, gorevler arasindaki ucret farklari %15 civarinda, bu da Turkiyedeki uzman yonetici farkinin cok cok altinda. Isvicrede yas ortalamasi yuksek, emeklilik yasi 65, kisiler emekliligine cok onem veriyor ve bireysel emeklilik kavrami burda cok gelismis durumda.
Tanık olduğun ve seni etkileyen en güzel İK uygulaması hangisiydi?

Su ana kadar en cok etkilendigim durum, yurtdisindan benim gibi transfer olan veya baska bir ulkeden SICPA da calismaya gelmek icin tasinan kisilere saglanan yan faydalar oldu. Benim transferimde, her ay Istanbula bir gidis donus bileti sagladilar. Bunun yanisira dil kursu, gorev ayrimi yapilmadan tum calisanlara ilk 6 ayda kalicak yer ayarlanmasi gibi bir kac daha benim cok hosuma giden uygulamalar var.
Türkiye’deki İnsan kaynakları uygulamaları ile Avrupa’daki uygulamalar kıyaslandığında nerede yer alıyoruz?
Turkiye’de IK yi maalesef hangi sirketlerde ogrendigine gore bu sorunun cevabi degisir diye dusunuyorum. Benim tecrubemde IK Avrupa standartlarinda derdim. Baska bir sirkette olsaydim, belki cok gerisinde derdim, ve eminim Avrupanin cok ilerisinde diyecegim bazi sirketler de biliyorum.
Müge Eczacıoğlu’na  değerli tecrübelerini bizimle paylaştığı için teşekkürler…  Evet kendisi özetlemek gerekirse aslında gerçekten çok önemli birkaç noktaya bir kez daha dikkatleri çekti, dengesiz ücret dağılımı, özel hayat- iş hayatı dengesizliği, kişisel gelişimin önemi, İsviçrede insana verilen değerin Türkiye’deki ile kıyaslandığında çok daha üstün olduğu…
Zaten bu nedenlerden ötürü de beyin göçü diye tabir ettiğimiz birçok yetenek yurtdışına gitmiyor mu? Artık insanlar işyerinde değer görmeyi, adil yöneticilerle çalışmayı, şeffaf yapıların olduğu yerleri tercih ediyor, ne yazıkki bunu Türkiye’de sağlayabilen şirket sayısı oldukça az…
Fırsat bulunduğu sürece Müge Eczacıoğlu gibi herkes yurtdışı fırsatlarını değerlendirmeli diye düşünüyorum, ama umarım bu değerli kişiler bir gün ülkelerine dönüp, burada yapılması gereken iyileştirmeleri yaparlar ve yönetimin sadece hiyerarşik yapılarda mümkün olduğuna  inanan kitlelerin koltuklarını sallarlar…