Cafe IK » 2009 » May

Gelecek için yatırım: Yönetici Yetiştirme

Derya Gönüllü tarafından 31-05-2009 tarihinde (Yönetici Yetiştirme) kategorilerinde yayınlanmıştır.

Etiketler : ,

Geleceğin liderlerini seçme ve yetiştirme son derece önemli bir işlem olmasına rağmen genellikle bu konu, çok önemli pozisyondaki bir kişinin işten ayrılma döneminde gündeme gelir. Özellikle çok önemli yöneticilerin emekliye ayrılmaya başladığı günümüzde, orta ve üst düzey yöneticilere olan ihtiyaç artmaktadır.

Resmi bir kariyer planlama yapılması aynı zamanda personel almak ve bu personeli işte tutabilmek için de çok önemlidir. İşe başlayacak kişilerin, bu şirket içerisinde kendisini nelerin beklediğini en baştan görebilmesini sağlayan bu planlama, çalışanın öğrenme isteğini kamçıladığı gibi motivasyonunu da arttıracaktır. Yönetici yetiştirme, şirketinizin geleceğine yapacağınız bir yatırımdır. Doğru şekilde uygulandığı zaman sizin işlerinizi de oldukça kolaylaştıracak, şirketinizi keyifle çalışan bir ortam haline getirecektir. Bunun için yapılması gereken aşamalar şunlardır:

Uygun Adayları Seçmek:

İlk aşamada yapılması gereken organizasyon içerisindeki yönetici rollerinin gerektireceği kişisel ve profesyonel özellikleri belirlemek ve bunları öncelik sıralamasına dizmek olacaktır. Pek çok firma geleceğin lideri olacak kişilerde diplomatik ve incelikli davranabilme, başkalarını motive edebilme ve çözüme ulaşabilme gibi niteliklerinin bulunması gerektiğini düşünür. Her ne kadar bu kriterlerin göreceli olduğu düşünülse de, çalışanların organizasyon içerisinde yapacakları çalışmalar gözlenerek bu yeteneklere sahip olup olmadıkları gözlemlenebilir. Bu seçim sırasında en sık karşılaşılan hatalardan bir tanesi de ilgili pozisyona en yakın kişiye odaklanmaktır. Oysa her zaman bu kişi şirket içerisindeki en uygun kişi olmayabilir. Kişileri değerlendirirken sadece hali hazırda var olan bilgi ve özellikleri değil aynı zamanda bu kişilerin öğrenebilecekleri de hesaba katılmalıdır. Yazinin devamını oku »

Hobi ve iş bir arada..

Derya Gönüllü tarafından 18-05-2009 tarihinde (Diğer) kategorilerinde yayınlanmıştır.

Etiketler : ,

Bu sabah yurtdışında çalışan bir arkadaşım blogumu yeni görmüş, ve bana tebriklerini iletti. Tabiki çok mutlu oldum özellikle de bu geribildirimler İK profesyonellerinden gelince daha da mutlu oluyorum.  Hiç tanıtım yapmadan kişilerin bana ulaşması ve “cafeik” ile ilgili düşüncelerini benimle paylaşmaları çok hoşuma gidiyor.

Arkadaşım bir soru sormuş mailinde nereden bu blog fikrinin aklıma geldiğini öğrenmek istemiş. Aslına bakarsanız bunun hikayesi biraz enteresan, ama şunu söylemem gerekiyor ki eğer bizler işimizi hobi haline döndürebilirsek, çok daha mutlu bir çalışma hayatına kavuşmamız kolaylaşıyor. İşte ben de işin hobi gibi algılanması gerektiğini düşünen biriyim. Bu şekilde zevk almak, işte yaratıcı olmak da kolaylaşıyor. Eminim sizlerin çevresinde de birçok kişi bulunuyor; kurumsal hayatı bir tarafa bırakıp, hobilerini artık daha çok profesyonel olarak ele alan, ben bu kişilere her zaman hayranlık duyarım. Ama ben olaya biraz daha farklı yaklaştım, eğer birçok kişi hobilerine yöneliyorsa belli bir tecrübe kazandıktan sonra, o zaman ben şimdiden kolları sıvamayı daha doğru buldum. Hem işimden daha çok zevk almak, daha çok araştırmak, hem de ileriki yıllarda arkamda İK adına bir iz bırakabilirsem ne mutlu bana.. İşte “cafeik” nın doğuşunun cevabı budur.

Bir işten çıkarma deneyimi

Derya Gönüllü tarafından 10-05-2009 tarihinde (İşten çıkartma) kategorilerinde yayınlanmıştır.

Etiketler : ,

İşimi çok seviyorum, ama keşke bir de bu işten çıkarmalar olmasa… Gerçekten de yaptığımız işin en zor kısımlarından birinin bir çalışanımızın işine son vermek olduğunu düşünüyorum. Bu konuyu çalışanımıza aktarmak çok zor, ama bence bu konuşmaları yaparken gerçekten samimi bir ortamda görüşmenin yapılabilmesi çok önemli. Ancak yine de ne yapılırsa yapılsın hem İK’dan sorumlu kişi hem de işten çıkarılan kişi ister istemez çok gerginlik yaşıyor bunu engellemenin bir yolu malesef yok

Kriz dönemlerinde yaşanılan bir sorun olarak sürekli gündeme gelen diğer bir nokta ise ne zaman başka departmandan biri İK tarafından aranırsa mutlaka bu duruma şüpheci yaklaşılıyor olunması, herkesteki bu korku benim canımı çok sıkıyor. Kriz malesef hepimizi çok tedirgin yaptı, İK’ya olan kuşkucu bakış açısı daha da derinleşti. Ama bence bizlere düşen en önemli nokta kriz döneminde kişilerle ilişkilerimizi olabildiğince güvenli hale getirebilmek. Herkese bu dönemde bol şans diliyorum